RSS

>80 Çocuğu – I – Gölgelerin Gücü Adına!

06 Tem

>
Nostalji batağına saplanmış insanlar nedense 80’lerde doğanlar. Sürekli bir geçmişe özlem; eskilerden küçücük bir hatıra gözlerimizi doldurur, ne kadar kıllı bıyıklı göbekli adamlar olsak da kalbimizi yerden yere vurur. Mesela az önce yıllardır aklımın bir köşesinde takılı kalmış bir çizgi filmi düşünüyordum. Robotlar vardı çizgi filmde (binlerce robotlu çizgi film var), bir çocuk robotunu diğer robotlarla dövüştürüyor, her dövüşten sonra tamir falan ediyordu, robot hiç konuşmazdı zaten el kadar bir şeydi. Bir kız arkadaşı vardı çocuğun, çocuğun kankasıydı ama fena halde yanıktı kıza falan; standart bir Japon çizgi filmi. Her yönüyle diğerlerine benziyor. Yıllar geçmiş olsa da aradan, inat ettim ve buldum: Jumaru’ymuş adı. Nasıl değişik bir duygu kapladı içimi anlatamam. 80’lerde doğmuş insanlar için birşeyler yapmaya karar verdim bu duygu yoğunluğunun üzerine.

Ben de tüm 80 çocukları gibi hala güzel bir çizgi film gördüğü zaman televizyona kilitlenen, hala içinden çıkartmalar çıkan sakızlar çiğneyen, ne kadar bilgisayar başından kalkmıyormuş gibi görünsem de sokaklara çıkıp geceyarılarına kadar sağda solda dolanıp kola kutusu tepikleyen biriyim. Sanki bizim nesilde bir çocuk olmaya doyamamışlık var. Tabii ki bu daha profesyonel bir araştırma gerektiren bir konu; ihtilal yaşamış bir ülkenin kendine gelmeye çalıştığı, apolitikleştirme sürecinin yoğun bir şekilde başladığı bir dönemde doğduk biz. Belki de bilinçaltımıza pompalanıyordu çocuk kalma güdüsü; araştırmadan bilemeyiz, Peter Pan sendromlu insanlar olup çıktık. Araştırmaya üşeniyorum ama 80 dönemine takmış durumdayım. Herşeyine hayran olduğum bu dönem hakkında birşeyler yazmaya kalksam herhalde blogger dolup taşar; o yüzden hem geçmişi yad etmek, hem de benim gibi eski tatlar arayanlara “Aaa, bi de bu vardıııı, vay aq” dedirtebilmek amacıyla sadece çizgi film konusuna eğileyim diyorum.

En net hatırladığı çizgi film, “Defenders Of The Earth”. Bayılırdım ona, öğlenci olduğum yıllarda okuldan gelince “Susam Sokağı mı yoksa bu mu” diye karar vermeye çalışırken ikisi de biterdi. Ben de tepine tepine ağlardım. Mandrake vardı, Flash gordon vardı, Mandrake’nin yardımcısı Abdullah vardı; o dönemde vermişler milli gazı demek ki, Abdullah’ı kafamda Türk olarak canlandırır, kahramanlıklarıyla ayrı bir gurur duyardım. Bir hokkabazın badigardı olsa da, gözümde bir numaraydı hep. Şu Ming’i bi enseleyemediler ama…

Sonra G Gücü. Ne demekse G Gücü? Başlarda hiç seyretmezdim, G.I. Joe çakması zannederdim. Bak işte, marka deliliğini de işlemişler bize o zaman demek ki; bir şeyin orijinalini seyret, taklidini seyretme. Çok daha iyiydi. Sonra yine G Gücü’ne benzeyen M.A.S.K. vardı. Sıradan işleri olan bissürü insan, kötülere karşı birleşiyordu (kötülerin adı Venom mu, yanlış mı hatırlıyorum?) ve haberleşmek için kol saatlerini kullanıyorlardı. Adam evde yemek yerken saate mesaj geliyor mesela, “Hanım ben bi hava alayım, sen yat beni bekleme” deyip merkeze gidiyor falan. Aynı minval üzre Thundercats (ya da Wondercats) vardı. Voltran’ın herhangi bir uzvu olmak için can atardım. Transformers taklidi yapıyorum diye büzülür kalırdım örümcek ölüsü gibi yerde; araba oldum diyerek. “Sinirlenince Hulk gibi yeşil olmuyorum, o zaman onun kadar sinirlenemiyorum, demek ki benden çok çok daha asabi” diye düşünürdüm. X-Men’de Rogue’a aşıktım, sonra gönlümü Psylocke kaptı. Gambit gibi sağa sola iskambil kağıdı fırlatıp dururdum evde; hiçbirşeyi patlatamasam da pek çok bardak, vazo, antika X-Men sevdama kurban oldu. Masaörtüsünü boynuma bağlayıp “Süpermeeeeeen!” diye zıp zıp zıplardım, pazardan alınmış plastik kılıcımı da avizeye doğru kaldırıp “Gölgelerin gücü adınaaaa” diye anırırdım aynı anda; çizgi film bağımlılığı kişilik bölünmesine yol açabiliyor. He-Man’in bir Fransız kolpası çıktı Rahan diye, hiç sevemedim. She-Ra’yı da hastaydım, He-Man’ın kuzeni olduğunu öğrenene kadar. Öğrendiğim günden sonra ise o benim bacımdı artık, yan gözle bakanın gözlerini oyasım gelirdi. İskeletor’a korkuyla karışık saygı duyardım, Orko’dan tiksinirdim ama Hayvan Adam çok cool biriydi; bayılırdım ona.

Neyse efendim; aç ayı oynamaz. Birşeyler yiyip ondan sonra devam edeyim, beyne kan gitsin ki biraz daha hatırlayayım…

 

2 responses to “>80 Çocuğu – I – Gölgelerin Gücü Adına!

  1. lucency

    09/09/2010 at 6:57 PM

    >yine gülümsettin bizi..gerçi ben biraz 90'a kaysam da hatırlıyorum bir çoğunu:)hayalet avcıları,tenten,lulu falan vardı..hey gidi..

     
  2. ali

    06/12/2010 at 4:19 AM

    >vay be bro valla su Jumaru bı tek ben bılıyor zannedıyordum kac kısıye anlatım ama 1 kısı bıle hatırlamadı allah razı olsun sende…

     

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

 
%d blogcu bunu beğendi: