RSS

Kategori arşivi: intihar

>Yeni Hayat İçin Talepler

>Hayatın bazı eksikleri var. Bence biz tam sürüm değiliz, beta falanız. Save noktaları olsaymış keşke. “Bakalım bir şöyle deneyelim nasıl olacak” diyebilseymişiz. Pişmanlığın, keşkelerin, risk almanın korkusu olmasaymış böylece. Nasıl?

Millet, bu herkes için geçerli. Hiç ayak yapmayın; hepiniz depresyondasınız. Olmak istediğiniz yere birkaç ömür mesafede, olmak istediğiniz kişinin milyonlarca ışık yılı uzağındasınız, yaşamak istediğiniz hayatı rüyanızda bile yaşayamadınız bugüne kadar; başkaları sizin o hayal bile edemediğiniz hayatın bilmemkaç faktöryel katını yaşıyor olsa bile, çünkü o şanslı addeddiğimiz kişiler de kendi hayallerinden çok uzaklarda yaşıyor.

Bu hayatın içine ettik. Bir dahaki için birkaç talebim var. Öncelikle ekonomik problemler istemiyorum. Hatta para olmasın. Komünal yaşayalım. Şöyle komünal yaşayalım; birileri üretsin, ben yiyim. Değiş tokuş olsun; para falan bozuyor toplumu. İnsanların ahlaki değerleri arasında uçurum olmasın. Herkes dinini ve siyasi kişiliğini kendi içinde saklasın. Yani bunlar adam öldürme, dışlama, dışlanma, nemalanma, kamplaşma nedeni olmasın. İnsanlarda bir “yeter eşiği” olsun. Doyum noktası yani. “Şu da olsun daha ne isteyeyim” denilen şey vuku bulduğunda bu lafımızı çoktan unutmuş olmayalım.

Boyum bundan bir 10 santim daha uzun olsun. Saçlarımdan memnunum, eğer bundan daha fazla dökülmeyecekse. Sigaradan daha güvenilir, daha sadık dostlar olsun ki sigaranın dostluğuna karşılık vermek için kendimi parçalamayayım. Aynı şeyi içki için de söyleyebilirim. Bir dahaki sefere düztaban olmayayım, hızlı koşabileyim, daha yükseğe zıplayabileyim. Sesim daha kalın ve daha güzel olsun. Gür çıksın. Kazma değil; sportif, esnek bir vücudum olsun. Kilo aynı kalabilir.

Tekrar geldiğimde bu kadar düşünen biri olmak istemiyorum; bu da kayda geçsin. “İpimle kuşağım, s.kimle t.şağım” denen yaşam biçiminin tadını almak istiyorum. Eğer bu olmayacaksa çevremde aklıma takılacak olaylar gelişmesin. Kendi hayatının içine s.çan insanlar olmasın. Kimse saçmalamasın; ya da dediğim gibi saçmalayan ve kendi hayatının içine s.çan insanları ben onlardan fazla düşünmeyeyim. Ya da onlara sunduğum çözümleri uygulasınlar. Benim sunduğum çözümler işe yarasın gibi bir dilekte bulunmama gerek yok, bu kısmı değiştirmek için uğraşılmasın; ayarı falan bozulur sonra.

“Ya olduğun gibi görün, ya göründüğün gibi ol” gibi bir mecburiyet yok. Şahsen kendi adıma görünen ve görünmeyen hakkında fikir edinebiliyorum. Sanırım insanların değişmeyeceğini de öğreneceğim yakında. Yine de küçük bir yamayla “İnsanın özüne aykırı alışkanlıklar edinmeye çalışması; içinde bulunamayacağı, kabul görmeyeceği, kabul görse rahat edemeyeceği ortamlara girmek için kıçını yırtması” bug’ı ortadan kaldırılsın. Kısacası, insanların sorunlarını düzeltmek bana kalmasın. Çünkü ben söyleyince pek etkili olmuyor; sen oradan daha iyi anlarsın. Bunu yapmak senin işin. Ben de senden yardım istemiştim hep.

Bunların hiçbiri olmayacaksa, bari birkaç hile olsun. Çok şey istemiyorum. Haşa, “God Mode” falan istemem; sana şirk mi koşayım bu yaşta? Duvarlardan geçme, zamanı durdurma gibi varolan fiziksel düzeni yıkmaya yönelik şeyler de değil istediğim. Ya işte, şu “özgür irade” olayına küçücük bir müdahalede bulunamaz mıyım? Ha?

Reklamlar
 

>İçe Dönük Bir Arayış: Kıl Dönmesi – Part VIII

>NELER OLUYOR?

Maalesef bunun başka bir tanımı yok; durduk yere insanın .mına koyan durumlar yaşadım bugün, veyahut ossuruktan nem kapma anlamında bayağı bir yol katetmişim. Dünden beri böyle; mallaşmak, moralman çökmek için hiçbir fırsatı kaçırmıyorum. Boş mezar bulsa içine girer derler ya; ben aramıyorum, yolumun üstünde boş mezardan başka bir şey yok aq.

Dün akşamdan başlayayım. Uzun zamandır görülmeyen bir arkadaşla sohbet, ardından çalan telefon ve gecenin sonunda içme ihtimalinin doğması öyle bir sevinç verdi ki; böyle kız gibi, i.ne gibi kırıta kırıta falan dolaşmışım gibi hissettim. Gebze ulan burası, dikkatli olmak lazım. Sakal makal kurtarmaz insanı. Neyse işte; birini yolcu edip diğeriyle buluştuk derken araçla gelmiş Emre. Arabaya bindik, Süleyman’ı aldık, Zekeriya’yı aldık. Oh oh bir gülüşmeler (gülüşmeler) bağırışlar, yeşil yanınca hareket etmeyen arabanın şöförüne küfürler falan derken bi’şey oldu. Tam biz yolun karanlık bir yerinde giderken sol taraftan bir kedi atladı yola, geçti önümüzden, sağ taraftan devam etti ve kayboldu. Ezmedik lan ezmedik. Ama bana bi’şeyler oldu. “Ulan” dedim; “aynı belgesellerdeki gibi. Hayvan bişeyin peşinden koşuyo, şehrin ortasındayız. Yahu bu hayvan şehirde yaşamak için mi yaratılmış? Şu koşuşa bak Allah’ım” falan bende kayış koptu. Nereden baksan bi 2 saat mala bağladım. N’oluyor lan? Ne demek oluyor bu şimdi? Hayır, ara sıra olur böyle rahatsızlıklar bende ama bu derecede anlamsızını ilk defa yaşıyorum.

Neyse, içtik işte Meydan’da. Çıktım sonra ben. Çöpün başına üşüşmüş köpeklerden bahsetmeyeceğim. Yıllardır yandaki iş hanının girişinde yatıp uyuyan ana-oğul hakkında da konuşmayacağım (oğul 40’ın üstünde, anayı düşünün artık). Çöpçü gördüm. Baktım; adam 40-45 yaşlarında. Öyle bir saldırıyor ki süpürgesiyle yerlere; asfaltı aşındırdı yani o derece. Dur durak yok. Curling oynuyor mübarek. Yanında geçtim, kolay gelsin dedim. Önce “Eyvallah” dedi. Sonra “Sağolasın” dedi, arkasından bir de “Allah razı olsun abi” dedi. ABİ! Yahu kafayı yiyecem, yeni içmişiz zaten tribe soktu beni. Bilmem kaç sene önce hayal kurduğunda çöpçü olmayı mı hayal ediyordu bu adam? O kadar aşağıda hissediyor ki şu an kendini babam yaşında adam bana abi diyor. Bir yandan da asılıyor süpürgeye; normalde bir bakın şu memurlara, çöpçülere, işçilere. Kaçı şevkle, coşkuyla, canhıraş bir şekilde işini yapıyor? Hiçbiri. Adamın hayali yok, emeli yok. Emekli olmaya çalışıyor. Lakin bu adam yerleri kazıyor süpürgesiyle! Demek ki bir hedefi var adamın ama ney o ney? Delirecem! Allah’tan LigTV merakım daha ağır bastı da ligin değeriyle ilgili bişeyler yazdım, kurtuldum bilinçaltımda.

Akşam saat 5 sıraları. Bir anne ve kız girdi dükkandan içeri. “Oha” dedim ilk önce, “Lise üniformalı kızda bu bira göbeği ne arıyor?”. Anne bakışlarını kaçırıyor benden. Kız desen sağa sola her şeye atlıyor. “Aaa, anne bak bu ne şirin, bak bu ne güzel!” Anne kızını çekiştirip duruyor. “Hadi bir an evvel ne alacaksan al gidelim” diyor. Neden? Baksın işte kız! Sonra daha bir odaklanıyor insan şaşkınlığının nedenine. O nasıl bir göbek? Ve diyorsun ki kendi kendine: Kollar incecik, bacaklar incecik (illa cinsel anlamda süzmez bir erkek bir kızı); yüz desen zayıf. Bu kız hamile! Anne çekiştiriyor kolundan kızı. Kız ise direniyor Sponge Bob kalemi almak için! En fazla 6 ay sonra anne olacak o kız! Liseye gidiyor! İstediği ise Sponge Bob kalemi! Ben vereyim aq! Daha çocuk o ne isteyecekti ki! Nasıl bir yer burası? Nasıl bir ortam? Nasıl bir ülkede yaşıyoruz?

Saatler 18:34’ü gösterdiği anda bir kadın giriyor yine dükkandan içeri. Ellerinde torbalar; “Bir mendil al” diyor. Yemin ederim, gitsin diye 1TL uzattım; daha yarım saat evvel Erzurum’daki cami için yardım isteyen adama göstermediğim inceliği gösterdim. Hay vermez olaydım o ! TL’yi. Kardeşim o nasıl bir dua. Yarım saat sürdü. Bir tane kağıt mendil aldım, 1 TL para verdim; ne için bu kadar dua? Git diye aldım o mendili! Bir an evvel git diye! Bu kadar küçük düştüğümü, bu kadar or.spu çocuğu hissettiğimi hatırlamıyorum. Allah belamı versin benim; keşke içimden geldiği için alsaydım o mendili.

2 günün içine ancak bu şekilde s.çılabilir. Sonrasında gidilen Gebze Center’mış, Gönül Kahvesi’ymiş (başka bir yazının konusu) s.kimde değil şu an. Allah benim belamı versin; ben hayattan zerre kadar zevk almıyorum; bu insanlar nasıl yaşıyor? Sen ölme e mi? Kısa kestim ki rehin almayayım diye; senin derdin dert falan değil. Kendi kıymetini bilmemek bir yana; başkalarının sana gösterdiği kıymete hürmet göster bari! Canının değerini bil! Ölme sen!

Normal bir saatte uyuyamayacak mıyım?

Lanet olsun içimdeki insan sevgisine…

 

>İntihar Kılavuzu: Müntehirin Bileklerindeki Ahkam Kesikleri

>Şimdi; intihara meyilli biri olmakla itham ediyor beni Mustafa. Her ne kadar “Manyak mısın oğlum lan ne alakası var?” diye çemirsem de haklı hissedecek kendini bu yazıyı okursa eğer. Mustafa emin ol baltayla falan kendimi öldürmek gibi bir fikrim yok şu an (ki bilirsin, öyle naif yöntemler tercih etmem böyle bir konuda) ama günlerdir şu meth denen ekşi sözlük yazarının intiharı olayını düşünüyorum. Öyle bir takıldı ki aklıma, çıkmıyor aq. Psikolojik sorunları olabilir insanların, Türkiye’de psikolojik destek alması gereken en az 50 milyon insan var. Ben de o takribi 50 milyon kişiden biri olduğumu düşünmesem psikoloğa gitmezdim mesela ama psikiyatrik derecede problem sahibi olmaktan hep korktum. İşte bu meth de beton gibi bir antidepresan kullanıyormuş. Allah’ım, sen kimseye verme böyle hastalık, e mi? Hayatında bir kez antidepresan kullanıp ebesininkini tersten gören bir insan olarak intihar konusunu ahkam kesikleri içerisinde bırakmak istiyorum şu an.

Şimdi ekşi sözlüğe girip bakınca adamın 10 sayfalık nick altının tamamının 13 Kasım ve sonrasında yazıldığı görülüyor. Yalnız biri demek ki bu adam. Depresif. Öncelikle içine kapanık ve yalnız olduğunu düşünen insanların dikkat çekebilmek amacıyla yapabildikleri en radikal eylemdir intihar girişiminde bulunmak. Zaten her insan kendini depresyonda bulduğunda, anlaşılmadığından, yalnız bırakıldığından dem vurduğunda aklına ölüm gelir (“E öleyim de kurtulayım aq” gibi). Gerisinde bıraktıkları tarafından duyulan pişmanlığın hayalini kurar. Kendisini ciddiye almayanları vicdan muhasebesiyle başbaşa bırakabilmiş, kendisine sağken hiç zaman ayırmamış insanların derin bir acı ve suçluluk duygusuyla kendilerini sorgulamasını sağlayabilmiştir intihar edince; öyle düşünür yani. Bunalımdaki bir insanın duygu yüküyle çok da yanlış bir düşünce sistemi değil aslında ama bir de ne kadar süre etkili olduğu muamması var.

1: Neden intihar?
Kendimce düşünüyorum şimdi insan ne gibi nedenlerle intihar edebilir diye. Hmmm… Evet aslında çok fazla neden yok: Bunalım, depresyon, çaresizlik hissi, vs vs. Başka bir adı var mı bilmiyorum; bunların hepsi aynı şey. Sadece oluşma nedeni kişiden kişiye farklılık gösteriyor. Sevgiliden ayrılma, sevgisizlik, ilgisizlik, ekonomik problemler, yakın birini kaybetmek gibi eksikliklerden doğabiliyorken; ihtiyaç olarak addedilen şeylerin gereğinden fazlasına sahip olmak da aynı şekilde depresyona neden olabiliyor. Örnekli olarak açıklamak gerekirse; haddinden fazla ekonomik refah sahibi bir kişi için hayatındaki diğer ihtiyaçlar (sevgi, ilgi, saygı,…) aslında normal seviyede bile olsa yetersiz gelebiliyor bazen (“Her şey ne kadar sahte, insanlar yalancı!” diye gev gev öten o antipatik güruh bunlar işte) ve bir depresyona neden olabiliyor bu. Depresyonda da ilk çare olarak sahtelikten, ilgisizlikten ve önem verilmeyişten mütevellit “Benim değerimi bilmiyonuz olum, aha ben gitsem hepiniz boku yersiniz” düşünce yapısı oluşuyor ve “Lan? Ben olmasam? İyi fikir aslında” biçiminde kabaca tabir edilebilecek intihara meyilli ruh hali ortaya çıkıyor.

2: İntihar eden kişi niçin intihar nedir?
Öncelikle intihar edeceğini söyleyen veya ima eden kişiye “İntihar çözüm değil yavrucuğum” diyenlere bir lafım var: Sakın bir kelime daha etmeyin, bi s.kim bildiğiniz yok. İntihar eden kişi (“intihar eden kişi” çok uzun, o yüzden “müntehir” kelimesini kullanıyorum bundan sonra) için intihar bir çözüm yolu değildir, bir cezalandırma yöntemidir. Müntehir değersiz addedilmiştir, ilgi ve sevgi görmemiştir; bu konuda hiçbir hatası yoktur o yüzden. O aslında çok iyi, mükemmel, sevilesi bir insandır ama ilgisine mazhar olmak istediği kişiler ileri düzeyde saygısız, g.t ve şerefsizdir. Hiçbir haltı haketmeyen bu kişilere gösterdiği derin sevgi ve ilgi bu kişilerin kendisinden başka kimseden göremeyeceği düzeyde olduğu için onları yokluğuyla cezalandırmaktır niyeti. Bir başkasını cezalandırmak için kendisine zarar vermek elbette mantıklı bir hareket değildir ama müntehir zaten intiharı kafasına koyduysa kendisi psikolojik olarak rahatsızdır, sağlıklı düşünemiyordur çünkü kafasında kurduğu neden – sonuç ilişkisinde tutarsızlıklar var. Anlatacağım yavrum, acele yok.

3: Müntehire edilmemesi gereken laflar
Aslında müntehirin etrafındaki insanların iyi niyetle müntehiri vazgeçirmek için sarfettiği sözler, müntehir için motive edici olabiliyor. Az önce bahsettiğim “İntihar çözüm değil” klişesi mesela. E çözüm değil tabi. O da biliyor. Zaten anlaşılamamaktan yakınan bir insana “Aha işte bak, yine anlamıyonuz aq” dedirtmekten başka bir işe yaramıyor. Bir diğer sakıncalı söz “Kafaya takmaya değer mi?” veya “Canın bu kadar kıymetsiz mi?“. Bunu söyleyen adama şunu söylemek lazım: Ulan aq malı; zaten müntehir için kendisi dışındaki insanların değerleme vasıfları yetersizdir. Yani adamı intihara sürükleyen şey, zaten kendisi için değerli olan bir şeyin kendisini değersiz görmesidir. Sen yine adamı haklı çıkararak iyiden iyiye kararını desteklemiş oluyorsun. Kaldı ki bu iki s.kik cümle barındırdığı ton itibariyle son derece küçümseyici, aşağılayıcı cümleler. Müntehirin aklını kurcalayıp duran “Acaba onlara gereğinden fazla mı değer veriyorum, yoksa ben onlara ne kadar değer verirsem vereyim benim ilgimden çok daha fazlasını hakedecek düzeyde insanlar mı, değersiz olan ben miyim yoksa aheyyy!” sorunsalının cevabını vermiş oluyorsun. Agresif tavırlar da oldukça faydasız, hiç tarzı olmayan müntehirleri bile gaza getirici etkiler yapabilen bir davranış biçimidir. Adam camdan aşağı bir bacağını sarkıtmışken “Saçma sapan hareketler yapma lan, gel içeri s.ktirtme sülaleni” derseniz; normalde ancak koala kadar kanı kaynayan, ancak Fethullah Gülen kadar sinirlenen o naif kişinin “Haessktir lan” deyip bir panter gibi aşağı atlayışına tanık olabilirsiniz. Son olarak da kendinden ve çevresinden örnekler veren gözlemci yardımseverlere değinelim. “Ali bak benim de var bir sürü derdim, hiç intihar ediyor muyum? Hadi ver o bidonu” veya “Ayşe gözünü seveyim çıkar şu namluyu ağzından. İntihar etme. Geçenlerde bizim üniversiteden Nesrin de intihar etti, öldü” türünde kurulacak cümlelere alacağınız yanıt yine “Ama anlamıyorsun, benim durumumu çok farklı” olacaktır.

4:Bir kişinin intihar edeceği nasıl anlaşılır?
Aslında hem kolay, hem zor. Yalnızlıktan, anlaşılmamaktan, zor durumda bulunmaktan yakınan herkes; evet herkes intihar etmeyi düşünmektedir. Bu yazıyı okuyanlar da, okumayanlar da intihar etmeyi bir veya birkaç kez düşünmüşlerdir. İntihar hakkında düşünmek bir intihar sebebi olamaz, hatta intihara meyilli olan insanların çok azı intihar eder. Ayrıca intihara meyilli olmak da ne oluyor ki aq? “Hmmm… Kız terketti. Hayat çok fena. Kredi kartı borçları da birikti. Napsam ki. İntihar mı etseeem, yoksa bi posta 31 çeksem keyfim yerine gelir mi?…” tadında bir şey geliyor gözümün önüne “meyil” lafını duyunca. Saçmalama Mustafa.

5: İntihardaki inanılmaz mantık hatası
Müntehirin asıl niyetinin kendisini hiç mi hiç s.klemeyen insanlara bir ceza vermek, onları suçlu durumuna düşürüp akıllarını kurcalamak olduğundan bahsettim az önce. Şimdi sevgili müntehir kardeşim; sen zaten bu kişilerin vurdumduymazlığından, s.klemezliğinden, kadir kıymet bilmezliğinden yakınmıyor musun? Sen kendini 38 kez aynı yerinden bıçaklayıp öldükten, “Ayşe, Fatma, Hayriye; sizin yüzünüzden intihar ettim Allah belanızı versin” diye notunu da bıraktıktan sonra (Önce notu bırakıp sonra ölmen gerekiyor tabi) bu şahıslar seni yine s.klemeyecek ki. En iyi şartlar altında 1 haftada bir zamanlar senin var olduğunu bile hatırlamayacak.

-“Ayşe, Müntehir intihar etmiş lan!”
-“Ayyyy, deme yaaa. İçim bi fena oldu bak. Daha dün mesaj atmıştı seni bir kez olsun görmeden ölmek istemiyorum diye.”
-“Buluştun mu peki?”

-“Ay yok be, ne buluşçam. Cüneyt falan duycak sonra.”
-“$eqrm kitseq mi acbaa cnazsne?”
-“Ne bileyim kanka, gitsek mi?”

-“Gidelim yaa, sonra da Cüneytlerle buluşur bişeyler içeriz.”

-“Tmm bn twitliyorum hmen o zman beb$im :D”

Sonra bir de şu var; sen öldüğünde birileri elbette üzülüp ağlayacak ama o üzülüp ağlayan azınlık da zaten senin ceza vermek istediğin çoğunluk içerisinde olmayacağı için masum insanların asabını bozmuş olacaksın. Hani nerde mantık? Öküz?

6: İntihar etmeyi düşünüp edemeyenlerin önündeki engeller
İntiharı az önce de dediğim gibi hepimiz düşünüyoruz. Ama hepimizin engelleri var. Benim için engel Tanrı’ya olan inancım mesela. “Lan 27 yıl dayanamadım dünyaya, sonsuza kadar cehennemde mi yanayım?” diyorum şahsen. Bir başkası için engel gün gelip de herşeyin istediği gibi olacağına duyduğu inançtır belki. “Ya ben intihar ettikten sonra yıllardır oynadığım sayısal kuponu tutarsa? Yok lan yok, intihar etmiyim en iyisi.” diyebilir insan. Ya da korkar müntehir; “Oğlum intihar edersem babam ağzıma s.çar neler düşünüyorum ben?” gibi. Allah muhafaza, insanın son olarak bir tane engeli kalmalı intihar etmemek için. Yoksa ediverir vallahi. O nedenle, saçma sapan, alakasız da olsa müntehire intihar etmemesi için nedenler sunmak lazım. Öpüp okşamak, sevmek lazım. Şeker de yiyebilsin.


7: Neden intihar etmeye çalışan
kişi sürekli vazgeçer?
Çünkü zaten ilgisizlikten yakınmaktadır. Elinde megafonlarla polisini itfaiyesini kendisini köprüden indirmek için canhıraş bir uğraş içerisinde görünce, kendisini köprüye çıkarıp trafiği tıkattıran neden ortadan kalkmış oluyor. Zaten o adam köprüye gidene kadar sürekli kendisini intihardan vazgeçirecek bir nedenin karşısına çıkması için dua ediyor. O polisler, yakınların bir andaki yoğun ilgisi hayata bağlıyor adamı. Polisin kendisini kucaklayan tavrını gerçekten değer verildiğini düşünerek karşılıyor; halbuki trafiği tıkamış herif. Polis ne yapacak? Suyuna gidecek herifin. Beline bir tekme vuracak değil ya! Şaka bir yana, zaten ruhsal dengesi yerinde olmadığı için o sahte ilgiye sahte olduğunu bile bile sarılıyor adam. Kendini kandırıyor. Ölmeyi hazmetmek kolay mı lan?

8: İntihar ederken tercih edilebilecek ölüm biçimleri
Kendini bir yerlerden atmak her zaman başarılı olmadığı gibi çok da acılı görünüyor dışarıdan, ya da kendini asmak. Ben de Amerikan filmlerindeki polislerle aynı görüşü paylaşıyorum acılı ve hayvani intihar biçimleri için: İnsanın kendinden nefret etmesinden kaynaklanıyor olabilir. Yine de acı çekmeye gerek yok. Kendine saygısı olmayabilir insanın, o zaman cesedin çeksin cezayı. Sen çekme. Bu şekilde kendinden nefret edenlere acı çekmeden ölmek için trenin önüne atlamak, hızarla kesmek, pimi çekilmiş el bombası yutmak, Kadıköy’de Galatasaray formasıyla naralar atarak dolaşmak gibi önerilerim olabilir. Heyecanı atıp motive olmak için dinlenecek müzikler de önemli. Metal müzikler intiharı daha heyecanlı hale getirir diye düşünüyorum. Yine acısız ama sessiz sedasız ölmek isteyen huzur düşkünleri için ise önerim elbette zehir veya ilaç. Bol alkolle alınmasını tavsiye ediyorum.

9: Usulüne uygun intihar nasıl olur?
Öyle intihar edeceğim diye sağa sola duyuran adam kolay kolay intihar etmez. Onun umudu vardır. O adam intihar etmez demiyorum, eder. Eder ama çevresindeki insanların gerçekten kendi algıladığı gibi öküz olması lazım. Asıl intihar, has intihar haber verilmeden edilendir aga. Eğer kişinin bunalımı çevresel değil içsel etkilerdense veya sorununun çözümüne dair hiçbir olumlu gelişme olmayacağına kani ise o adam intihar eder. Sessiz sedasız. Hiç kimseye duyurmaz. İşin ilginç yanı, bu tür intihar vakaları yalnızlık, ilgisizlik, sevgisizlik nedeniyle olmuyor genelde. Hep seveni çok olan insanlar sessiz sedasız intihar ediyor. Ne derdi var bunların? Onu ben değil de profesyonel biri anlatsın bir zahmet. Her şeyi benden beklemeyin.

Sonuç olarak; bir adam intihar edecem diyorsa bu onun intihar edeceği anlamına gelmediği gibi, intihar etmeyeceğinin de garantisi yok elbette. Günümüzde sözlük olsun, facebook olsun pek çok platformda intihar etmemek için umut arayan müntehir arkadaşlar yakın çevrelerinin de asabını bozuyorlar. Benim kişisel tercihim başımın hemen arkasına yerleştirilmiş mutfak tüpü ve namlusu ağzıma sokulmuş bir süperpoze tüfek olurdu. Ortalığı velveleye vermek yerine de bir veda blogu yazar, intihar edeceğim günden 1 gün sonra yayınlanması için ayarlardım (Ehhehheeee, aldı mı okurları bir telaş?)(Hiç sanmıyorum). Şimdi bunları yazdım diye kimse telaşa kapılmasın. Ya da kapılsın çok s.kimdeydi. Ama ben Mustafa’nın dediği gibi intihara meyilli bir insan değilim. İntihara meyilli olan Zekeriya’dır. Bende meyil falan yok. İntihar edeceğim dedim mi, ederim(bak!).