RSS

Kategori arşivi: kız

>İçe Dönük Bir Arayış: Kıl Dönmesi – Part VIII

>NELER OLUYOR?

Maalesef bunun başka bir tanımı yok; durduk yere insanın .mına koyan durumlar yaşadım bugün, veyahut ossuruktan nem kapma anlamında bayağı bir yol katetmişim. Dünden beri böyle; mallaşmak, moralman çökmek için hiçbir fırsatı kaçırmıyorum. Boş mezar bulsa içine girer derler ya; ben aramıyorum, yolumun üstünde boş mezardan başka bir şey yok aq.

Dün akşamdan başlayayım. Uzun zamandır görülmeyen bir arkadaşla sohbet, ardından çalan telefon ve gecenin sonunda içme ihtimalinin doğması öyle bir sevinç verdi ki; böyle kız gibi, i.ne gibi kırıta kırıta falan dolaşmışım gibi hissettim. Gebze ulan burası, dikkatli olmak lazım. Sakal makal kurtarmaz insanı. Neyse işte; birini yolcu edip diğeriyle buluştuk derken araçla gelmiş Emre. Arabaya bindik, Süleyman’ı aldık, Zekeriya’yı aldık. Oh oh bir gülüşmeler (gülüşmeler) bağırışlar, yeşil yanınca hareket etmeyen arabanın şöförüne küfürler falan derken bi’şey oldu. Tam biz yolun karanlık bir yerinde giderken sol taraftan bir kedi atladı yola, geçti önümüzden, sağ taraftan devam etti ve kayboldu. Ezmedik lan ezmedik. Ama bana bi’şeyler oldu. “Ulan” dedim; “aynı belgesellerdeki gibi. Hayvan bişeyin peşinden koşuyo, şehrin ortasındayız. Yahu bu hayvan şehirde yaşamak için mi yaratılmış? Şu koşuşa bak Allah’ım” falan bende kayış koptu. Nereden baksan bi 2 saat mala bağladım. N’oluyor lan? Ne demek oluyor bu şimdi? Hayır, ara sıra olur böyle rahatsızlıklar bende ama bu derecede anlamsızını ilk defa yaşıyorum.

Neyse, içtik işte Meydan’da. Çıktım sonra ben. Çöpün başına üşüşmüş köpeklerden bahsetmeyeceğim. Yıllardır yandaki iş hanının girişinde yatıp uyuyan ana-oğul hakkında da konuşmayacağım (oğul 40’ın üstünde, anayı düşünün artık). Çöpçü gördüm. Baktım; adam 40-45 yaşlarında. Öyle bir saldırıyor ki süpürgesiyle yerlere; asfaltı aşındırdı yani o derece. Dur durak yok. Curling oynuyor mübarek. Yanında geçtim, kolay gelsin dedim. Önce “Eyvallah” dedi. Sonra “Sağolasın” dedi, arkasından bir de “Allah razı olsun abi” dedi. ABİ! Yahu kafayı yiyecem, yeni içmişiz zaten tribe soktu beni. Bilmem kaç sene önce hayal kurduğunda çöpçü olmayı mı hayal ediyordu bu adam? O kadar aşağıda hissediyor ki şu an kendini babam yaşında adam bana abi diyor. Bir yandan da asılıyor süpürgeye; normalde bir bakın şu memurlara, çöpçülere, işçilere. Kaçı şevkle, coşkuyla, canhıraş bir şekilde işini yapıyor? Hiçbiri. Adamın hayali yok, emeli yok. Emekli olmaya çalışıyor. Lakin bu adam yerleri kazıyor süpürgesiyle! Demek ki bir hedefi var adamın ama ney o ney? Delirecem! Allah’tan LigTV merakım daha ağır bastı da ligin değeriyle ilgili bişeyler yazdım, kurtuldum bilinçaltımda.

Akşam saat 5 sıraları. Bir anne ve kız girdi dükkandan içeri. “Oha” dedim ilk önce, “Lise üniformalı kızda bu bira göbeği ne arıyor?”. Anne bakışlarını kaçırıyor benden. Kız desen sağa sola her şeye atlıyor. “Aaa, anne bak bu ne şirin, bak bu ne güzel!” Anne kızını çekiştirip duruyor. “Hadi bir an evvel ne alacaksan al gidelim” diyor. Neden? Baksın işte kız! Sonra daha bir odaklanıyor insan şaşkınlığının nedenine. O nasıl bir göbek? Ve diyorsun ki kendi kendine: Kollar incecik, bacaklar incecik (illa cinsel anlamda süzmez bir erkek bir kızı); yüz desen zayıf. Bu kız hamile! Anne çekiştiriyor kolundan kızı. Kız ise direniyor Sponge Bob kalemi almak için! En fazla 6 ay sonra anne olacak o kız! Liseye gidiyor! İstediği ise Sponge Bob kalemi! Ben vereyim aq! Daha çocuk o ne isteyecekti ki! Nasıl bir yer burası? Nasıl bir ortam? Nasıl bir ülkede yaşıyoruz?

Saatler 18:34’ü gösterdiği anda bir kadın giriyor yine dükkandan içeri. Ellerinde torbalar; “Bir mendil al” diyor. Yemin ederim, gitsin diye 1TL uzattım; daha yarım saat evvel Erzurum’daki cami için yardım isteyen adama göstermediğim inceliği gösterdim. Hay vermez olaydım o ! TL’yi. Kardeşim o nasıl bir dua. Yarım saat sürdü. Bir tane kağıt mendil aldım, 1 TL para verdim; ne için bu kadar dua? Git diye aldım o mendili! Bir an evvel git diye! Bu kadar küçük düştüğümü, bu kadar or.spu çocuğu hissettiğimi hatırlamıyorum. Allah belamı versin benim; keşke içimden geldiği için alsaydım o mendili.

2 günün içine ancak bu şekilde s.çılabilir. Sonrasında gidilen Gebze Center’mış, Gönül Kahvesi’ymiş (başka bir yazının konusu) s.kimde değil şu an. Allah benim belamı versin; ben hayattan zerre kadar zevk almıyorum; bu insanlar nasıl yaşıyor? Sen ölme e mi? Kısa kestim ki rehin almayayım diye; senin derdin dert falan değil. Kendi kıymetini bilmemek bir yana; başkalarının sana gösterdiği kıymete hürmet göster bari! Canının değerini bil! Ölme sen!

Normal bir saatte uyuyamayacak mıyım?

Lanet olsun içimdeki insan sevgisine…

Reklamlar
 

>Kıl Topağı Kusan Kız

>Sabahtan akşama kadar oradan oraya koşturup çiçeklerin belini kıran, kelebeklere pusu kuran ama kendini 2 dakika sevdirtmeyen kediyi iki büklüm hale gelmiş acı acı böğürürken yakaladım vaşak gibi uçarak geldiği balkonun köşesinde. Evet, bu da onun laneti; ne kadar aklı fikri küçük çaplı terörler yaratmak, beni delirtmek olan ve kendi de dahil hiçbir şeyi önemsemez görünüp okşanmaya hiç ihtiyacı yokmuş gibi davranan canavarı en savunmasız anında yakaladım: Topak kusarken. Günün manyaklıktan arta kalan zamanlarında kendini temizleyişinin (yalanarak) yan etkisi bu. Kaderi yani, yapacak bir şey yok. Sonra düşündüm: Ne farkı var?

Kedisi olanlar bilir; kedinin ne bok yiyeceği belli olmaz. Paçalarınıza dolanır traş makinesi sesleri çıkararak, sevgi istediğini düşünürsünüz, “pıhhhhhhh!” diye tırmalayıverir. Miyav miyav miyav beyninizi s.ker, aç diye önüne ciğeri koyarsınız; koklar koklar sonra s.ktir olup gider. Sonra ilgiye ihtiyaç duyar, sevip gıdıklarsınız, doyduğunda elinizi kolunuzu ısırıp tırmık içinde bırakır. Siz bir kedi sevme ihtiyacı hissettiğinizde (ki bu gerçekten bir ihtiyaçtır, yalan değil; inanılmaz şekilde stres alır) hiç s.kinde bile olmaz, yaklaşmaz yanınıza. Tamamen bencilliğin vücut bulmuş halidir bir kedi. İlgi odağıdır, ihtiyaç haline getirilmiştir; bundan dolayı kontrol ondadır. Boşveremezsiniz onu; büyüklük sizdedir veya seviyorsunuzdur ve bu pislik onun farkındadır. Beddua edemez, zarar görsün istemezsiniz; çünkü onun zaten bir derdi vardır sürekli karşılaştığı: Kıl topağı kusmak. İşte bu beyaz bayrağını göndere çektiği anda yaklaşabildim ancak yanına. Yine de güvenli değildi; pıhladı, huysuzlandı ama ilgiye, sevgiye en çok ihtiyacı olduğu andı o an. Elimi alnının üzerine koydum mıncıkladım biraz oradaki tüylerini, bu itti biraz istemiyormuş gibi. Sonra rahatladı, çünkü faydasını gördü çakal. Bir işkence olmaktan çıkıp huzur anına dönüştü kadir kıymet bilmez uyuz mahluk için bu kusma anı.

O da iki büklüm olur her ay belli dönemlerde, sinirden köpürür, zaten çok da sahip olmadığı anlayışlılık iyice edepsiz bir anlamayışa dönüşür. Numaradan da olsa kendi kendine yetermiş gibi davranışları, kendini yalnızlaştırmaya ve acısını tek başına yaşamaya iter; kendine yetebileceği ilüzyonuna iyice inanır o gerginlikle: Hiçbir insanın kendi kendine yetemeyeceğini o dönemde hiç anlatamazsınız. Varoluşuna lanetler okuyarak ve bu lanetlerden size de pay vererek kendi topağını kusar kız. O belki kabullenememiştir bu durumu, siz kabullendirmeye çalışırsınız ama anlayışsızlıkla, yer yer öküzlük veya hödüklükle suçlanırsınız. Solan benzi, şişen bedeni ve gerginliğini dalgaya alırsınız alışsın artık değiştiremeyeceği bu olguya diye ama o bunu tam tersi bir şekilde saldırganlık, bir aşağılama, seksist bir tavır olarak alır her zaman. Anlamaz.

Yanında olmak ister adam, kız kıl topağı kusarken; kızın bilmediği veya tatmadığı huzuru verebilmek ister ona. Ayağının altına sıcak su torbası koymak veya ağrı kesicilere abanmak yerine; nazik bir sarılmanın ve ağrısından iki büklüm olduğu karnının üzerine koyulmuş bir elin acısının dörtte üçünü dindireceğini, kalan dörtte birinin de karşılıksız bir ilgi görüyor olmanın verdiği huzurla geçeceğini ve acısını dindirmek için uzatılan bir eli kabul etmenin yenilmiş olmak ya da kozları erkeğin eline vermek olmadığını konuşarak anlatamazsınız ki. İşin kötü yanı, bunu hiç yaşamamış olan kız için ayın sadece birkaç gününde yaşanan gerginlik ve sinir; zamanla ayın, yılın, hayatın tamamına yayılır maalesef. Agresiflik bir yaşam biçimi haline gelir, kişilik olur, etrafındakileri kendinden kaçırır; artık herkes anlayışsızdır onun için. Kimsenin suçlu olmadığı bir nefret durumuyla yalnız başına kalır orta yerde. O yüzden, erkek adam pes etmez böyle kızlar için; etmemeli. Çünkü içine kapandıkça kız; etrafına gururlu, vakur, başı dik görünmeye çalıştıkça içindeki saklamaya çalıştığı pişmanlık ağlama nöbetlerine tutulmasına neden olur. Öyle nöbetler ki bunlar, ne nedeni bellidir nöbete tutulan için, ne de bu sıkıntıdan bir kurtulma yolu vardır.

Sevgi istemiyor olsa da sevin gitsin anasını satayım. İlgi istemiyorsa da gösterin ilginizi. Sevgiye en muhtaç olan kız, en az muhtaç görünen kızdır babacım. Artisttir, kırar geçirir, sizi umursamaz, varlığınıza önem bile vermez ama onun ihtiyacı olan zaten ilgi görmek istediğinde göreceğini, sevilmek istediğinde sevileceğini, karnının üzerinde bir el istediğinde bulacağını bilmektir. Karşılığını beklemeden bunları yapmak, erkek adamın şanındandır. Yapın aq.

Sonra kusması bitti bunun. Birkaç dakika daha alnını, gıdısını okşadım. Mırıl mırıl sesler çıkardı ama istifini bozmadı. Gözleri kaydı, uyuyacaktı tam, şeytan dürttü sanki; hart diye ısırdı elimi itoğluit, bir – iki de tırmıklayıp kaçtı gitti. Alışılmadık bir durum değil, normal. Hep böyle olur zaten. Bir daha ihtiyacı olduğunda yine yanına gidip aynısını yapmayacak mıyım? Erkek adamın şanındandır.

Edit: Heyecan yok, bu yazı kimse için yazılmamıştır. 7.11.2010

 

>Seni O Şekilde Düşünmemiştim

>
Ta sabahın altısında mail atan liseli kardeşim, herkesin hayatında en az bir kez bastığı mayınla ilk kez karşılaşmış olacak ki, sabahlara kadar uyuyamamış. “Ben seni hiç o şekilde düşünmemiştim” tümcesiyle ilk kez karşılaşan bünyesi sıtmaya tutulmuş gibi tir tir titriyordur hala bak eminim. Ulan bunda şoka girecek, ilk yardım gerektirecek bir şey yok! Ne olacağıdı ki?

İsim vermeden (ah o kadar istiyorum ki isim vermek ehehehe) anlatayım; şimdi bu eleman gitmiş kıza demiş ki “Benimle çıkar mısın?”… ÇÜŞ. OHA. Şimdi sen kızların dolaylı yollarla anlatılmaya çalışılan konuları anlama konusundaki başarısızlığının farkına vararak böyle bir şey yaptın, onu biliyorum ama bu kadar direkt söyleyince de anlamıyorlar yavrucum. Kısacası, anlamıyorlar. Neden anlamıyor; çünkü istemiyor! Sana bu yanıtı veren şahıs büyük olasılıkla iyi bir arkadaşın. Yani öyleymiş. Artık değil, bunu bir kere iyice kafana yerleştir. O sana karşı öncekinden daha nazik, daha bir cilveli olacak. Aklını s.kecek, şu ana kadarkinden daha çok rüyalarına girecek. Seni arayacak, gezip tozacak; sense hep bir mesafede duracaksın afallamış durumda, “Lan, n’oluyo şimdi bu kıza? Ahey, yoksa!?” durumuna geldiğin anda kız geri çekilecek. Sense suçu kendinde arayacaksın sürekli; “Lan acaba dediğim bir şeye mi alındı? Lan yoksa benim gayet saf bir niyetle yaptığım şu şu hareketi yanlış mı anladı?” gibi paranoyak belirtiler sergileyeceksin içten içe. Sonra “Ya biriyle çıkmaya başladıysa?” yıkımıyla karşılaşacaksın; kız seni yeterince çıldırttığından emin olup tekrar araana kadar. Kendinde ise bir güven bulacaksın o anda “Ehhe, olum bu beni sevmese bile, yakın arkadaş görüyo, biriyle çıksa söylerdi” tadında.

YANLIŞ!

Sen o kız birinden hoşlandığında söyleyeceği en son kişisin artık. Sana söyler mi lan mal? Sen ne yapacaksın sana söylerse? Köşene çekilececksin. Kız seni istiyor oğlum etrafında! Nasıl patır kütür attı kalbin son cümleyi okuyunca değil mi keranacı seni. Oğlum, seni sevdiğinden bayıldığından değil, etrafında egosunu tatmin edecek biri olsun diye istiyor. Hiçkimseye güvenemedi, başına bir iş geldi, dört nala koşmayacak mısın kızın yanına? He? Koşacaksın tabi. Onun için kaybetmek istemiyor seni. Ondan söylemiyor biriyle çıktığını. Ondan çıkışmıyor sana “S.ktirgit” diye.

Oğlum, ben de yaptım senin yaptığın öküzlüğün aynını, hatta senden büyüktüm büyük olasılıkla o dönemde ama 1 hafta g.tümden nefes almadım senin gibi. Aradan 5 gün geçmiş, sen n’abıyon a amk liselisi? Kız aradığında açmayacaksın, kaçacaksın. İşim var diyeceksin görmeyeceksin. Sen yapacaksın bunları, onun yapmasına fırsat vermeyeceksin. Bunları da o kızın aklını almak için yapmayacaksın tabi, alamayacaksın çünkü.

Şimdi, “Seni hiç o şekilde düşünmemiştim” cümlesi daha fazla canlar yakmasın, amk liselileri uykusuzluk çekmesin, şeker de yiyebilsinler diye bu lanet cümleye verilebilecek olası karşılıkları yazıyorum. Bir kere içindeki niyeti ne şekilde dile getirdiğine bağlı olarak değişecek vereceğin karşılık. En kendine güvenli cevap, tonlamanı hiç bozmadan vereceğin “Peki ne şekilde düşünmüştün?” olur kanımca. Hık mık edecek karşısı, çünkü odağı ona çevirmiş oluyorsun.

Karşı tarafın kendisini suçlu hissetmesini istersen, ne kadar işe yarar bilemiyorum ama “Niye? İbne miyim ben?” gibi bir karşılık verilebilir. Eğer işleri iyice bok etmek istersen, vereceğin cevap “Ohoo, ben seni ne şekillerde, ne pozisyonlarda düşünmüştüm halbuki” deyebilirsin ki, arkadaşlarına anlatacağın ve hep beraber böhör böhör güleceğiniz bir konunuz olmuş olur. Kızla bir daha ömür boyu muhatap olmazsın, arkadaşlarının ve kızların gözünde de mal aşık imajı yerine piç adam imajı yerleşmiş olur.

Sen illa ki Emrahçılık oynayacağım dersen, “Peki, sen nasıl diyorsan, unutalım bunları söylediğimi” deyip, fonda arabesk müzikle, elinde telefonla bir hafta zırlarsın. Sen n’apıyon a amk liselisi ya… Şimdi sen bu kız sana “Seni hiç o şekilde düşünmemiştim” deyince, seni herhangi bir şekilde düşünmüş olduğunu sanıyorsundur. Mal.