RSS

Kategori arşivi: nur

>Medeniyetler Öpüşmesi II – Sosyalist Olmak Lazım, Haberiniz Yok

>ÖFKEYLE KARIŞIK

Arkadaş, şu Türk misafirperverliği olayının aslı astarı var mı ya? Turist gördü mü, taksicisi geçiriyor, bakkalı geçiriyor, otelcisi geçiriyor. Türkün Türkten başka dostu yok bilinciyle mi yapılıyor bunlar onu da düşünüyorum bazen amma ve lakin almıyorlar hacı bizi AB’ye. Şahsen benim için “çok da fifi” bir durum AB ama, ülkenin dörtte beşi Avrupa Birliği diye iniliyor. Birlik mi istiyorsunuz kardeşim? O zaman kirterlere uymaktan falan önce insan olmak lazım geliyor. Sen bir insan ol, yine almazlarsa o zaman yapışırsın gırtlaklarına.

21.yy YURDUM MÜSLÜMANLARINA…

İnsan olmanın ne demek olduğunu anlatmak oldukça uzun sürerdi herhalde. Ne olmadığını anlamak için ise etrafımıza bi bakmak yeter. Yüzde 90’ının nüfus cüzdanında “Dini: İslam” yazan bir milletiz; lakin aynı günde müslüman gibi davranan iki kişi gören bana haber versin. “Sen ne kadar müslümansın ki lan artis” dediğinizi duyar gibi olsam da oralı olmuyorum. Şekilsel anlamda dinin vecibelerini yerine getirmekle müslüman olunmadığını düşünüyorum çünkü. Günde beş vakit namaz kılıp karılara laf atmak, oruç kokan ağızlarla küfürler ederek oruç tutmayanlara dalmak, her türlü sapıklığı ifa edip sonra soluğu hacda umrede almak; en azından Allah’ı kandırmaya çalışmaktır. Şahsen bir engizisyon olsaydı bu dinde, dinin imajını zedeliyoruz diye hepimizi kılıçtan geçirirlerdi. Sadece benim dinimdeki değil, tüm dinlerde adı geçen Tanrıların ilk isteği önce insan olmamız. İnsan olmanın yolu da, kendini başkasının yerine koyabilmekten geçiyor.

Sigara bittikten sonra izmaritini yere atarken, sizin geçtiğiniz yeri az önce süpüren belediye işçisini endişeyle aramıyor mu gözleriniz? Ayağı takılıp düşen birini gördüğünüzde t.ş.k geçmek yerine yardım etmek isteği uyanmıyor mu içinizde? Arkadaşınızın yaptığı yemekten çıkan saçı göstere göstere değil de çaktırmadan çıkarıp masanın altına sürmek gelmiyor mu aklınıza? Bir sokak köpeğinin başını okşadığınızda, tekmelediğiniz zamankinden daha mı az keyif alacağınızı düşünüyorsunuz? O zaman çalışın biraz. Etrafınıza bir bakın ve insanların sizden tiksinmesinin, kaçmasının, sizi ötekileştirmesinin nedenini anlamaya çalışın.

Paylaşın hacı. İnsanlarla iyi geçinmeyi sağlıyor. O beğenmediğiniz gavurlar sizinle paylaşıyor. Sizin düşündüğünüz üzre yalakalık yapmak için değil, yüce varlığınızın önünde kendilerini değersiz hizmetkarlar olarak gördüklerinden değil; insan olduklarından. Sizin de bir gün insan olabileceğinize dair umutları olduğundan. Dinine, ırkına, miliyetine, tipine sövdüğünüz tüm dünya insanları; başka dinlere inansalar dahi sizden daha müslüman.

SİNİRLENDİM

“Komşusu açken tok yatan bizden değildir” demiş Hz.Muhammed (S.A.V.).

Komşularınıza ne olduğundan haberiniz var mı? Komşunuzun kim olduğunu biliyor musunuz? Yok. Duvarlara kulağınızı dayayıp dinlediğiniz, dedikodusunu yaptığınız, çekiştirdiğiniz kişiler olmaları dışında bir önemi yok sizin için. Zaten komşu deyince aklınıza sadece evinizin yanındaki ev gelir sizin.

“İnsanlara merhamet etmeyene Allah merhamet etmez.”

Peki o uçaklar o kulelere çarpınca ne düşündünüz hepiniz? Yüreğinizin yağları erimedi mi? Keyiften ter ter tepinirken, olup bitenlerin sizi daha da dışlanmaya ittiğini düşünemediniz mi? Düşündünüz de, olanların altında neler yattığını düşünmek yerine tadını çıkarmak daha mı evla geldi? Sadece yapanlar değil, yapanlarla aynı Tanrıya tapanların hepsi suçlandığında, kendinizi ifade etmek yerine neden suç işleyenleri arkaladınız? O uçaklarla o kulelere dalanlara Allah merhamet gösterecek mi sanıyorsunuz?

“Hiçbiriniz kendisi için istediğini kardeşi için de istemezse gerçek müslüman olamaz”

Hanginiz kendisi için istediğini canı gönülden bir başkası için isteyebiliyor? 21. yüzyıla geldik diye bir benmerkezcilik mi kapladı içinizi sizin de; bencilliğinizin nedenini doğanın kanunuymuş, erdemli olan buymuş gibi göstererek ruhunuzu rahatlatmaya mı çalışıyorsunuz? Aldığınız arabanın aynısını hemmen yanınıza park etmiş olarak görmek rahatsız mı ediyor sizi? Tamam işte. Tam 21.yy Türkiyesinde yaşayan, çağa ve çağımızın siyasetine uygun bir müslümansınız.

Yukarıda tırnak içindeki sözlerin birer hadis olduğunu farketmişsinizdir belki, kulağınıza çalınmıştır bir yerlerden. Dininizi Kanal 7 – Samanyolu – Meltem TV yerine kutsal kitabınızdan öğrenmeye çalışırsanız buna benzer öğütler görebilirsiniz; hem de en yetkili elden. Müslüman olmak eğer sizin için “Elhamdülilah müslümanız dedik, cennetin yolunu yarıladık” düşüncesinden daha fazlasıysa, ilimi Çin’e gitmeden de olsa yakından yöreden öğrenme hevesini edindiyseniz hayatınızın bir bölümünde; yukarıdaki bu hadislerin aynı zamanda sosyalizmin özünü oluşturduğunu da biliyorsunuzdur. Dinin sadece “Dinde zorlama olmaz, dinimiz kolaylık dinidir” kısmını anladığınız için, insan olmanın zorluklarıyla uğraşmak yerine otuz üç kez “Elhamdülillah” demeyi tercih edip (ki ibadet için tesbih kullanmak bazı Musevi kavimlere özgü bir ibadet biçimidir; aynen takke kullanmak gibi. Ve dinimiz, ritüellerde diğer dinlere benzemeyi yasaklar, dinimizde ruhbanlık da yasaktır.) bu tercihin verdiği gönül rahatlığıyla kendiniz dışındaki insanları dinsizlikle suçlama hakkını kendinizde gördünüz. Sosyalistlere komünist, komünistlere Allah’sız dediniz. Allah’sız olan sizsiniz. Tarikatlara kendinizi kaptırıp, ne insan olmanın ne de tercih ettiğiniz dinin sorumluluklarını yüklenmeyip şeyhlere şıhlara hocalara teba olup kolayını bulduğunuzu düşündünüz. Hacı diye eteğini öptüğünüz adamların elinde oyuncak oldunuz, onlar ki sizi dininizin tek yol göstericisi olan kutsal kitabınızı kendi dilinizden okumanın sakıncalı olduğuna inandırdı. Onların yazdıkları abuk sabuk risaleleri* Kuran’ın önüne koyup kendilerini Allah’a ortak koşmalarına yardımcı oldunuz.

Şimdi dinleyin:

Din, insan olmaktır; yani İslam’ın şartı önce insan olabilmektir. İnsan olmak, paylaşmaktır; yani kayıtsız, şartsız, karşılıksız iyilik yapmaktır. Paylaşmak, sosyalist olmaktır. Sosyalist olmamak, Kuran’a inanmamaktır, yani müslüman olmamaktır. İşte bu yüzden sosyalist olmak; sizin gibi Allah’sızlar, basiretsizler ve cibiliyetsizler için bir ütopyadır. Ütopyalar, sistem oluşturacak özellikleri eksik kalmış düşünce biçimleridir; toplumsal bilincin zorlayıcı unsurlarıyla değil, her ayrı bireyin aynı anda aynı yerde aynı düşünce olgunluğunda bulunmasıyla, aynı oranda hırslarından arınmış olmasıyla sağlanabilecek hayali – mükemmel düzenlerdir. Dinlerin önerdiği düzenler de böyledir ama uygulanabilir hale getirmek, insanın olası olumsuz aksiyonlarının önüne geçmek için kurallar koyar, cezalar ve ödüller verir. Buna rağmen, siz yaptıklarınızla İslam’ı ütopya haline getirdiniz, bu dünyada varsa bile diğerinde yatacak yerinizin olmadığını size söyleyebilirim; bunun için vahiy almama gerek yok.

Kafanızı o şeyhlerin eteklerinin altından çıkarın, yıkayın onların kıçlarını öpmekten mantar olmuş ağızlarınızı. Delikanlılığın yolu uzun; bari insan olun.

————————————————————————————

* =Risale: Küçük kitap, broşür. İlim veya sanata dair yazılar. Önceleri çokluk dini konuları ele alan küçük hacimli kitaplar bu adla anılırlar. Alınganlık yapmayın. Ya da yapın, umurumdaydı.
Reklamlar