RSS

Kategori arşivi: obez

>Lezzet Dudakları IV – Burger King

>Sabah kahvaltısında 1 fincan soğuk çay, öğle yemeğinde de bir paket Camel içtiğimden dolayı; akşama doğru nerede ne yesem diye düşünürken ağzımın kenarından salyalar aktığını farkettim. Dükkandan çıkmadan önce cüzdanı elime alıp kredi kartlarımı kontrol ettim; Advantage Card çok lezzetli görünüyordu. Yandaki kasabın önünde konuşlanmış uyuz itin kemirdiği kemiğe doğru bir – iki adım attım; hırladı, korktum. Yemek yemek için Etiyopyalı bir atlet gibi çarşıya koşarken yanımdan geçen kısa boylu esmer kızı ise kelimenin temel, yan, mecaz farketmeksizin tüm anlamlarıyla yemek geldi içimden. O kadar hızlı koşuyordum ki, durana kadar kız görüş alanımdan çıktı.

Burger King’den içeri girdiğimde havadaki kokunun bana yaptığı etki, 15 aylık askerliğini henüz bitirmiş bir Türk gencinin votka – red bulluna atılmış viagra etkisinden farksızdı. Hışımla kasaya doğru koşup daha çocuk sormadan “Steakhouse menü, yanında bir de duble Whopper” diye haykırdım. Şaşkın bakışlarını bana doğrultan elemanın elindeki pos cihazı çok lezzetli görünüyordu. Önüme iki tepsi koyunca gururu bir kenara bırakıp “İkisini de ben yicam, tek tepsi yeter” dedim. “Abi ben de senin gibi yiyorum ben de hala böyleyim” diyerek zayıf, vitaminsiz bedenini gösterdi ama ben “Abini s.ktirtme de söyle şu siparişi” demek istiyordum o anda. Şunu anladım ki; ne kadar aç olursanız olun, sizi daha fazla kudurtmadan hazırlanmış oluyor siparişiniz. Bak, bu bir artı Burger King için.

Turgay’la birlikte oturduk bir masaya. Sadece milkshake içişine anlam veremedim benliğimi saran açlığımın etkisiyle. İçten içe çok feci sövüyordum “Kesin patatesime sulancak aq” korkusuyla. Aç bir köpek veya yarı tok bir Vedat Milormuşçasına duble Whopper’a yumuldum. Ölümüne açken taş yesem kebap tadı vereceği için bu konuda objektif bir fikir sunamayacağım. Yine de şunu belirteyim; eğer açlığımı daha yarısını bile yemeden geçirebiliyorsa, duble Whopper bir insan yiyeceği değildir.

Soslarla hiç ilgilenmedim bugün ama elbette ki ranch sos can, barbekü sos canandır. Hardal sevmeyenler için buffalo sos ızdıraptır. Sarımsaklı mayonez ise çok ağır. Neyse efendim, Steakhouse’a geçmeden önce zaten ölümüne doymuştum. Patateslerim bile duruyordu; birkaç saniye önce Turgay otlanacak diye aklım çıkmasına rağmen “Ulan birazını yese de ziyan olmasa bari patatesler” diyordum şimdi. Steakhouse’dan aldığım ilk ısırıktan sonrası tam bir işkenceydi. Şunu bilmeniz gerek; Burger King bir arsızlık mekanı değil. İnsan tok iken de bir şeyler yiyebilir ama bunun lezzeti için yenen bir şey olması lazım. Burada öyle yiyecekler yok. Hatta şöyle anlatayım; ben nefes almak için yemeğe ara verdiğim anda içeri giren yaklaşık 100 kiloluk kadının ağzını burnunu kırmak, kendisine zarar vermek istedim. “Yuh aq, daha nerene yiycen? Hem de burada? Ayı!” diye bağırasım geldi. Arkadaş; 2 günde bir bir öğün burada yesem, 1 ayda Akrep Nalan olur şu sırım gibi bünye.

Sonuç olarak; Allah insanları böyle mekanlardan korusun. Şunu unutmayın; bir şey ne kadar güzel kokuyorsa, ne kadar lezzetli görünüyorsa, o kadar zararlıdır. Yedikten sonraki 2 saat içerisinde 1 çay, 1 kahve, 1 de maden suyu içmeme rağmen midemdeki tsunami tüm hızıyla sürüyor. Bu yazıyı yazarken de yaklaşık 45 dakikalık bir tuvalet molası vermek zorunda kaldım. Eğer çok acıktıysanız ve bir öğünde de sağlıksız bir şeyler yemeyi tolere edebilecek bir yeme düzenine sahipseniz buyrun, bir tendercrisp yiyin. Yoksa önünden bile geçmeyin böyle yerlerin; duba gibi yapar insanı yeminle bak.

Reklamlar
 

>Aç Karını Doyurmak

>* Bundan birkaç ay öncesine kadar annem 3 ayı annesi bir ev kadınıydı ve o üç ayı da bendim. Sabah kahvaltısında 1, öğle ve akşam yemeklerinde 2şer ekmek yiyen bir insandım. Ayrıca dışarı çıktığımda da yarım ekmek arası döner, hatta yarım ekmek arası yarım ekmek döner yiyerek nefsimin gıdısını okşuyor ve her ne hikmetse daha da büyümeyen g.tüm ve göbeğimin bir gün katlanan bir ivmeyle büyüyebileceğini hiç düşünmüyordum. Zaten öyle bir şey olmadı çok şükür ama nedir bu güven? Bilemiyorum Zekeriya.

Yemek yemek karşı konulamaz bir duygu. Rp oyunlarındaki gibi sandığı aç, içinde elma bul, çift tıkla; elma midede, health point olarak +5 alalım; bu kadar basit bir kavram değil. Bizde bu yöndeki duygu yoğunluğu atalarımızdan kalma ki, Türkçe’deki en saçma kelimelerden biri “yemek” olmuş bu yoğunluktan mütevellit. “Yemek” fiilinin önüne getirdiğimiz diğer “yemek” ne yediğimizi belirtecek güya ama içinden çıkılmaz, döngüsel bir durum oluşturuyor ve sanki rahatsız bir açlık dürtüsüyle sayıklıyormuşuz gibi çıkıyor ağızdan: “yemek yemek yemek yemek hıöğaaağ!”. Günlük dilde kullanılan deyimlerin çoğunda “yemek” var; kafayı yemek, dayak yemek, gol yemek, para yemek… Nasıl erkeğin kalbine giden yol yemek borusundan geçiyorsa, erkeği sinirlendirmek için de sindirim sisteminin öğeleri kullanılıyor sıklıkla; ağzına s.çayım, bok ye, gırtlağını s.keyim, vb. Kavgada yumruk aranmaz, her yere gelebilir savrulan bir yumruk, tekme, sopa veya nunçaku ama hedef bellidir; ya ağıza vurulacaktır, ya da karına ** . “Nasıl vurdum ağzının ortasına, kan getirdim şerefsizim” veya “Ulan gerildim gerildim böbreğine doğru bir vurdum, örümcek gibi büzüldü kaldı pezevenk” gibi kalıpları duymuşluğumuz çoktur.

Aynı zamanda kutsal, hassas bir ortamdır yemek yeme ortamı. Yemek yiyen birinin yanında burnunuzu karıştıramaz, osuramaz, öksüremez; cinsel münasebette bulunan sokak hayvanlarından, boşaltım sisteminizle ilgili sıkıntılarınızdan, birkaç gün evvel trafik kazası geçiren arkadaşınızın çevreye yayılan iç organlarından bahsedemezsiniz zira kusmak gibi istenmeyen sonuçlara yol açabilir. Bunlardan neden bahsettiğimi soracak olursan Zekeriya, hiç bilmiyorum. Yazı buralara nasıl geldi, nasıl bağlanır hiçbir fikrim yok.

Başlarda bir yerde bahsettiğimi düşündüğüm üstün kişisel yiyiş performansıma * tekrar gelecek olursak, son aylarda gözle görülür bir düşüş var *. Yemek yemeyi kestikten sonraki 2 haftada 7 kilo verdim mesela, aradan geçen birkaç ayda da eskisine oranla 10 kilo daha az basınç uyguluyorum yere. Herkes “aaaa, nası verdin yaaaa, söleseneee” diye başıma dolandı ama maalesef diyeceğim şu ki tek çaresi depresyon. Depresyondayken insan yemek yemeye üşeniyor bir kere. Böyle derin, çözümsüz çözümsüz problemleriniz olsun boy boy. İlla bir beslenme programı istiyorsanız da söyleyeyim; sabah kahvaltısında su, öğle yemeği ve akşam yemeğinde de su. Üstüne de orta şekerli Türk kahvesi, yanına maden suyu. G.tünüz yiyorsa, buyrun deneyin. Tavsiye falan değil, sonra başımı ağrıtırlar falan “Kızım şu siteden okuduydu, 3 günde öldü” diye. “Denedim, kilo veremedim.” diyecek olan olursa da diyeceğim şu: ananın .mına çift tıkla, açılan menüden eşşeğin s.kini seç, sonra combine tuşuna bas.

Bir mübarek cuma gününe daha küfür ederek başlıyorsam, çok sinirlenmişim demektir. Beni daha fazla günaha sokma Zekeriya. Allah kabul etsin.