RSS

Kategori arşivi: siktir git

>Aq!

>
Aq kedisi öyle bir anırıyor ki evin kapısında, sanki canlı canlı pişiriyorlar hayvanı. Dayanamıyorum şu sese, hiçbir şeye dayanamıyorum zaten ama şu kedi ciyaklaması yok mu; katil eder insanı. Gitmiş mal suyun içine oturmuş titreye titreye haykırıyor. Kedisin ulan, bi kuytu bi sığınak bulamadın mı? Yok aq. Ben bulacam. Biliyor pezevenk. Gittim yine kutulardan kestim biçtim bi yuva yaptım buna. Aq, müteahhit oldum aq hayvanları yüzünden.

Evet; cinnet dolu, öfke dolu bir haftasonunda yine birlikteyiz. Bana neler olduğunu soran ve ne olduğunu bilmeden nasihat veren onlarca kişiyi kılıçtan geçirdiğim rüyalarla bezeli kesik kesik ve kısa uykucuklar; oturmadan geçen uzun saatler, bacak ağrıları ve etrafa içten veya dıştan edilen küfürlerle geçecek 48 saat. Sağa sola telaşla koşturacağım, sinirlerimi kontrol edemeyeceğim bu 48 saatte suyuma gidilmesi, reflekslerimin altında kişiye özel nedenler aranmaması önemle rica olunur; çünkü gerçekten elimden bir kaza çıkabilir uyarıyorum.

Ne olduğunu sorma bak .mına koyacam en sonunda; ben de bilmiyorum aq lan! İki sabahtır buz gibi havada üzerimde incecik sıvetşörtle (sweat shirt, he aq he), ıslak saçla çıkıyorum dışarı hasta olayım diye. Ulan zaten günde 2 paket az geliyor artık, 3e geçtim hala ciğerler şu andakinden daha da kötü olmuyor. Lan hani bronşit vardı bende? Sigaraya başladım, bronşitim geçti aq! Yürüyorum yağmurda mal gibi öyle; sağımdan bişey geçiyor çarpıyorum, kafam zaten hep önde yerde bişeyler arıyomuş gibi, ayaklar sırılsıklam olmuş su birikintilerine dalıp çıkmaktan ama lan işte bayılmıyorum ki ben! Bilmiyorum ne bu?!

Anne:
-E ama oğlum niye yemiyosun?
-E aç değilim?
-Ama sabah da bişey yemedin evladım.
-Sabah da aç değildim.
-Ama aç aç durulmaz ki öy..
-HIIAIAAAAAAA!!

Yemeyeceğim işte. Ulan bak belki de yiyecektim. Yahu bir laftan sözden anlamaz mı insan ya? Bugünkü halimi hatırlamıyorum ama yemin ederim yemek yiyip yemeyeceğim sorulduğu için aç kalmışlığım var benim ya. Lan yersem yerim işte!

Baba:
-Şu halloldu mu?
-Evet.
-Bu?
-Evet.
-O?
-Halloldu.
-Şunlar?
-(!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!) Halloldu baba.
-Öbürleri?
-EVET!
-Ne o öyle ters türs cevap vermek falan?
-HIIIAAAAIAAAAAAAAA!!!!!!!!

Bir huzur istiyorum ulan 2 saniyelik yalandan bir huzur! Tatlıymış tuzluymuş s.kimde olmaz! Beynim olmuş dusch das, azıcık rahat verin ya!

-Hayırdır canım, daldın? Ne düşünüyorsun?
Eşşeğin s.kini düşünüyorum.
-N’oldu şekerim? Moralin mi bozuk?
Evet moralim bozuk çünkü bok.
-Aaa, sinirlisin sen!
Evet sinirliyim; ananın .mından dolayı.

Göğsümün içinde 2 tane eleman var, bir meşin top bulmuşlar biryerlerden; dan dun abanıp duruyorlar içeride öyle duvarlara doğru. Ne konu biliyor ne komşu sülalesini s.ktiklerim. Sıkılıyorum, daralıyorum. LA BİLMİYORUM! Dün elimi ısırırken yakaladım kendimi, ağlayana kadar ısırmaya zorlarken kendime geldim. Nedenini anlayamadım aq, manyak mıyım ne oldum sapıttım mı? Aq, zaten bir baktım elime; pasta kalıbı gibi içeri çökmüş diş izleri. Ya tenim marşmelov mudur nedir ne s.kimse işte ondan yapılmış, ya da çenemde güç yok anasını satayım. Canım da yandı halbuki bayaa, gözlerim kurumuş olabilir. Kaç yıl oldu ağlayamadım 1 kere be aq.

Ne yapmış? Yine devirmiş hayvan oğlu hayvan. Geber. Allah belanı versin. Şimdi kutunun üstüne iki taş koydum, bunu da deviBAĞIRMA LAN! Allah Allah ya! Gir lan şunun içine!

Bahçemde skindirik küçük buz gibi ve karanlık bir kulübe var. Dün gece geç saatte orada olduğumu farkettim. Öyle yere uzanmışım yan yan yatıyorum. Saate baktım, nereden baksan 3 saattir oradayım. Ne yapıyorum? Bilmiyorum yahu, vallahi bilmiyorum. Düşündüm işte, sabahtan akşama kadar kafamda bir şeyler var; düşün düşün bitmiyor aq! Hayır, ne düşündüğümü de hatırlamıyorum. Hatırlıyorum aslında ama, her saniye değişiyor düşündüğüm. Aynı anda 10 tane şey düşünüyorum bazen, kafam almıyor lan! Bütün gün koridorda volta, bir ileri bir geri. Neden? Düşünüyorum işte. Ne düşünüyorum? Belli değil ki! Bir saniyeliğine bir şey düşünüp gülüyorum. Ondan sonra başka bir şey giriyor aklıma, üzülüyorum. Hop, iki üç saniye sonra başka bir şey daha; bu sefer telaşlanıyorum, s.kim bacağıma dolanıyor. Nasıl bir arızadır bu, nerede hata verdim ben?

-Lan kahveye gidelim mi?
-Gelmem aq!
-Lan gidelim bir yerde çay içelim?
-İstemiyorum lan skirit!
-Lan sen de bana patlıyon ha!
-Çekme o zaman pimi!

Arkadaş; yarın bütün gün ayakta olacağım. Yine telefonum her çaldığında “Aha arıyo” dediğim insan aramayacak. Yine cinnet geçirtecek muhabbetlere taraf olacağım. Yine ahkam kesikleri içinde kalıp kan kaybından öleceğim 2 gün boyunca:

-Çok içiyorsun
-Sana ne aq!
-Günde 3 paket sigara mı içilir?
-İçiyorum işte, g.tüne mi battı?
-Niye bu kadar sinirlisin?
-Niye bu kadar o.ospusun?

E davarın soyu, e be avradını s.ktiğim; nasıl devirdin o kutuyu? Boyun devrilsin puşt. Bak bir de şu ilginçliği var hayvanın; götü yırtılana kadar bağırıyor beni çağırmak için, gidiyorum yanına, ulan işte ev yaptığımı anlamışsın sana içine girmeye çalışmışsın yıkmışsın evin kolonlarını; ne lan o pıhlamalar hıslamalar? İbnenin evladı; gel beni tırmala diye mi yapıyorum ben bunu? Soğukta üşüme diye yapıyorum piç! Hala abuk sabuk sesler çıkarıyor; ulan kediler bile miyavlamıyor artık. Miyör diyor, geör diyor böyle abuk sabuk sesler. Ulan kedisi miyavlamayan memlekette yaşanır mı hay aq ya! Delirecem lan!

40 yaşıma bir şey kalmadı, topu topu 13 sene. Ben içimdeki umursar kişiliği hala öldüremedim; onu n’apcaz? Ahkam mı kesiyorum? Çok mu kafaya takıyorum? EVET! Niye mi? BİLMİYORUM AQ BİLMİYORUM!

İnsan ne ile yaşar? Huzur ile mi? Yok ki işte! Para ile mi? Ne alakası var! Saadet ile mi? O ne aq? Ambale oldu bünye; bi an mutlu, 5 an mutsuz, 8 an sinirli, x an mala bağlamış. Başkalarının mutluluğuyla mutlu olmak aptalca mı? Ne alakası var? Gebereyim o zaman aq!

Söylediklerim çok mu üzdü? E aq salağı; ya söylemediklerim? Söylediklerim beni de üzüyor bazen. Ya söyleyemediklerim? Bir düşünsene! Ben artık düşünemiyorum. Aynı anda zaten milyon tane şey düşünmeye zorlanmışım. Aynaya bakıp konuşuyorum çoğu zaman; kendimi çekemiyorum lan artık! Ne çene varmış bende be! Allah’tan görüntü fena değil! O kadar istiyorum ki birileri beni darp etsin, açık yaralar oluşsun vücudumda. Öyle bir his var ki içimde, sigarayı kolumda söndürdüğümde canım o kadar da yanmayacakmış gibi.

Neler oluyor ulan? Nereye gidiyorum ben? Ne yapıyorum? Ne bu sinir, öfke? Tahammül sınırlarına mı dayandım yoksa? Ya yarın yine arasın diye beklediğim yerine aramasın diye dua ettiğim ararsa? Delirtmeyin lan!

Bak hala ya. Allah seni nasıl biliyorsa öyle yapsın. Hala vik vik bağırıyor ya. E ben ne yapacağım? Ta bahçeye kadar inip bakacağım derdi ne diye. Aç mı kalmış, susuz mu kalmış, evi mi yıkılmış, korkmuş mu? Hey Allah’ım ya. Kim kimle uğraşır bu devirde? Şanslı pezevenk.

Reklamlar
 

>İçe Dönük Bir Arayış: Kıl Dönmesi – Part VII

>BU KEZ HEPSİ SANA

Sigara sağlığa zararlıdır da, sence ne kadar skimde olabilir ki? Kaç kişi sorgulanmadan, yargılanmadan derdini sıkıntısını paylaşabileceği sigaradan başka birisine sahip? Sigara içmeyi bilen insan için sigara her şekil arkadaştan daha iyi bir kere. Gider yapıyor bana; azarlıyor, dövüyor. Haklıysam haklısın, haksızsam haksızsın diyor. Haklıysam, ciğerlerimi bir dolduruyor ki böyle sankim beni skiyler; haksızsam da ağzımdan burnumdan tükrük geliyor, balgam geliyor, kan geliyor yerine göre. Öyle biraz daha yanımda kalmak için veya beni celallendirmemek için “Çok haklısın kanka” diyen kaypak at y.raklarından daha delikanlı, daha Memati. Sağlığa zararlıymış. Öbür hıyarlar da dost değil, n’apcaz? “Aynen öyle şekerim“lerle s.k gibi yaşayacağıma çekerim tütünümü, az ama öz yaşarım.

S.kimde olmayan problemlerle uğraşıyormuşum gibi geliyor sana, ahkam kesmek ne kolay değil mi? Benim ahkamımı benim yerime kesmek isteyen dürzülerin yerine ahkam kesiyorum ben. Seni bile keserim ahkam diye. Bana neyin lazım olduğunu bilen biri olmasaydım bile kendine neyin lazım olduğunu bilemediği için bana soran birinden nasihat dinlemek ne kadar kısa sürerse sürsün cezası ödenemeyecek kadar büyük günahı olan bir zaman kaybıdır. Mükemmel bir hayatın içine nasıl sıçılır, dertsiz başa nasıl dert alınır, eldekilerin kıymeti nasıl bilinmez gibi soruların cevabını bana verebilecek birisin sadece; uza artık o yüzden.

Elimde değil; yanlış gördüğüm zaman düzeltmek, olası bir kötü son ihtimalini yok etmek istiyorum başkaları adına. Nerden baksan 4 yıldır bu türden bir ilgiyi haketmiyorsun. Hakettiğin dilde konuşuyorum; cumartesi geceleri Halaskargazi caddesinin iki yanında bekleyenler kadar bile değerin yok yıllardır benim için ve tek sebebi yine sensin. Buna rağmen düzeltmeye çalıştım, uğraştım ve emin ol o bokları yemeseydin ben bir bahane bulup kendi köşeme çekilecektim. Kırk yılın birinde gün ışığını görmeden uyuyabilmişim; gecenin 3ünde , A4 kağıdına ancak sığabilecek bir mesajla rahatsız edildiğim için değil, içimden geldiği için bunları yazıyorum. Buraya yazıyorum bir de; senin gibi yanında 4 cep telefonuyla dolaşan biri olmadığımdan, ışık hızında mesaj yazamıyorum; uzun mesajlar beni yoruyor. Ayrıca beyninin girişleri diğer girişlerin kadar geniş olmadığı için öküze anlatır gibi anlatmak istiyorum, o yüzden cevabın burada.

Yalnızlığımı dert edinmen senin açından büyük bir gelişme ama o asıl senin yalnızlığın. Tanımını bulmak için bunca zaman uğraştım ve sen bu saatte uykumun içine sıçınca buldum; sığınılacak bir omuz, dert anlatacak bir yoldaş, sıkıntılarımı alıp gidecek, tüm problemlerimi çözecek bir sahip aramıyorum; zaten sen bu tip biri hiç olmadın ve olamazsın, zaten benim böyle bir tip arayışı içinde olmam doğanın kanunlarına aykırı. Sadece huzur karşılığında sığınılacak bir omuz vereceğim, dert dinleyecek bir yoldaş olacağım, sıkıntılarını alıp yükleneceğim, problemlerini kendim çözeceğim bir “insan” istedim. Yalandan değil ama, problemi olmayan biriyle işim olmayacağını biliyorsun. Problem yaratmanın bir faydası yok; problemli bir insan değilsen uzak duracaksın benden. Yarattığın problemlerin altında kalırsın, altına yatarsın sonra. Problem çözen biri olarak şunu söylemeden de duramayacağım; kandırılmanın, dolandırılmanın, aldatılmanın en doğru çözümü oradan uzaklaşmaktır. Şu an hala beni rahatsız ediyor oluşun, benim uyguladığım çözümün doğruluğundan kaynaklanıyor. Seni cümle aleme rezil etmeye çalışmamı bekliyordun kendi aklınca ama gerçek hayatta işler böyle yürümüyor. İstemediğimden veya haketmediğinden değil; duruş meselesi bu. Sen değil miydin sürekli “şövalyecilik oynayan” tavırlarımdan şikayetçi olan? Hah işte; şövalyeysem eğer; seni küçük düşürmeye çalışmakla uğraşmayacak kadar asil, bu numarayı yutmayacak kadar da zekiyimdir.

Dertlerime derman olamayacak oluşun bir yana, ben zaten derman aramıyorum dertlerime. Alıştım ben onlara. Bak, sen de onlardan birisin. Sana da alıştım. Sen olmayacaksın dert olarak artık başımda; senin yerini bir başka dert dolduracak, o kadar. Alıştım sana ama alışkanlıklar kötüdür. Benim kurtulmayı kafama koyduğum ilk kötü alışkanlığım olarak; lütfen sktir git artık başımdan. Benim yapamadığımı yap; sktiret yalnızsam yalnızım (ki senleyken de yalnızdım), sktiret çok öksürüyorsam öksürüyorum, sktiret çok içiyorsam çok içiyorum; sana ne? Tohumuma para mı saydın? Gecenin saat 3ünde mesajına cevap vermek için kalkıp bilgisayarın başına oturdum diye bir şey oldu sanma. Sanki senin için uğraşmışım, yazıya resimler eklemişim diye kafanı yorma; bunlar benim obsesif kompülsifliğimden kaynaklanan şeyler. Yoksa ne uğraşacam, tohumuna para mı saydım?