RSS

Kategori arşivi: yaş günü

>İçe Dönük Bir Arayış: Kıl Dönmesi – Part IX

>*Ya şimdi çok geleneksel oldu benim için aslında, kendimi tekrar ediyorum; yağmur yağıyor ve ben yine dışarda dolaşmak istiyorum ama o kadar yorgunum ki. Bir şey de yapmadım bugün, hergünküyle aynı şeyler; sabahın köründe kalktım, biraz daha uyumaya çalıştım ama beceremedim. Yatağa yattıktan sonra uyumak benim için 1-2 saat süren bir işkence. Uyku hafifliğinde ise Guinness Rekorlar Kitabına girebilecek derecede hassas biri olduğumdan; sabah saat 7:30da kalktıktan sonra 1 saatlik fazladan uyku için yatakta 2 saat daha geçirmem gerekir ki kalkma saatim neredeyse 10 oluyor bu vesileyle: Böyle bir hayat yok. Saat 10:30da kalkmak, benim yaşımda biri için yılda en fazla 3-4 kez yaşanabilecek bir ayrıcalık. Uyumayı da çok sevmem öyle. İhtiyacını duyuyorum; o ayrı. Yedi düvelle kavga ettim; daha fazlasından kaçtım. İnsanları kırmamak için insanlardan uzaklaştım ve stresle dolu bir günü daha tamamladım Elhamdülillah.

Konuşmayı umduğum insanları bulamadığımda yağmurun dostluğuna sığınmak yıllardır adet edindiğim bir davranış. Bir de koskoca ağaç dallarına inen koskoca damlaların çıkardığı kızgın tavada kaynayan yağ sesi yok mu o yağmurun çıkardığı; insanın aklına takılan tüm o problemlere duymak istediğiniz cevabı veriyor: “Sktiret, düşünme. Ne olacaksa olacak. Bir sigara yak ve sana sunduğum huzurun tadını çıkar.” Kendi kendinize özel bir insan olduğunuzu düşündüğünüz günlerde (ki bu düşünce aslında bir ilüzyondur; hiç kimse özel değildir çünkü herkes özeldir) kendinize olan güveni sarsan, sizi muhtaç hissettiren bir anda yağmur yağıyor olması; artık hangi yüce varlığa inanıyorsanız ondan size gelen bir işarettir; bana öyle geliyor en azından. Tanrı inancı da bu ihtiyaçtan ileri gelen bir şeydir zaten; değil mi?

Hayatta en çok korktuğum şey, birini kendimden soğutmak, sıradan hale gelmek ve sıkmaktır. Lanet olsun, bu korku nedeniyle çok insandan uzaklaştım ve “vefasız” damgası yedim. Yine de vazgeçilebilecek bir huy değil bu. İnsan kendine engel olamıyor; korkuyor insan alışılmış biri olmaktan. (30.01.2011 01:40 editi: olmuşum bile) Rutin hale gelmekten; kendini tekrar etmekten. Ve her ne kadar güzel sürprizlerle de karşılaşsa gün içerisinde hatırlanıyor ve sayılıyor olduğuna dair; insanların problemlerine çözüm sunduğu için değil; “o” kişi olduğu için ilgi görüyorsa da, kişi için önemli olan kendi istediklerinin ilgisine mashar olmak oluyor maalesef. Olmadığında da yağmurun kollarına sığınıyor insan; yağmur teselli ediyor.

Bu gün de diğer günlerim gibi zor, sıkıntılı, düşünceli ve hissettiğim gibi görünmediğim bir gündü. Neden bilmiyorum; kendi dertlerimi hep bir yana bıraktım ki insanların dertlerine çözüm bulayım, kendi yaşadıklarımdan yola çıkarak insanlara yol göstereyim; bu bir ego problemi olarak görünüyor olabilir, yapacak bir şey yok. İşte böyle olunca; insan derdine sahip çıktığı onlarca insana karşılık kendini birkaç cümleliğine de olsa dinleyecek birini arıyor günün sonunda. Herkes için dayanılacak bir omuz, sarılınacak bir kol, danışılacak bir akıl olsa da; sadece ve sadece yan yana oturup birşeyler anlatacağı birini arayabiliyor bazen insan. Kendini zorlayıp başkasına kol kanat gerse de, bir kuru muhabbete ihtiyacı olabiliyor. Ve bu muhabbeti istediği kişiyle yapma ayrıcalığına sahip olduğunu düşünebiliyor. İşte böyle anlarda insanın yardımına yağmur ve Camel koşmazsa, kimse koşmuyor.

İnsanın gerçek sevgilisi yağmurdur. Dert ortağı ise Camel’dır. Bunu aklınızda tutun.

Reklamlar
 

>Yaş 27; Yolun %67.5’i Eder

>Bir araya geldiğimizde kafasını şişirdiğim şişirdiğim insanların artık “He oğlum he” diyerek geçiştirdiği bir söylemim var; 40 yaşına kadar yaşayacağım üzerine. Herkese çok anlamsız geliyor ama evet, ben gerçekten 40 yaşıma kadar yaşayacağım. daha önce de bahsetmiştim burada, şöyle demişim:

Yıllardan beri ilerde nasıl bi hayatım olacağının hayalini kurarım. Tabii ki çok para (olmayacak değil, olacak, biliyorum), bir sürü boş zaman. Hatta plan bile yapmıştım; dünyanın üç ayrı yerinde üç tane evim olacak. Tıpatıp aynı evler. Krokisini falan çizdim. O evlerin içlerinde de aynı şeyler olacak; aynı duvarda aynı tablo, perdeler aynı, televizyonların markası aynı, hatta ve hatta bahçelerinde aynı cins köpek. Her hafta birinde kalcam evlerin. Akşam içip zurna gibi olduktan sonra sabah uyandığımda etrafıma bakıp diyeceğim ki “Acaba 3 evden hangisindeyim, hangi ülkedeyim şu an?” Hayal işte, ama ne yaparsam yapayım, 40 yaşımdan sonrasını göremedim hiç hayalimde. İşin ilginç yanı, sadece kendimi görüyorum bir de; başka kimse yok. Sürekli “Hacı ben zaten 40 yaşımı göremeyeceğim ki, o yüzden…” kalıplı cümleler kurmamın nedeni budur arkadaşlar. Günde 2 paket sigara, alkol, bi de yalnızlık; değil 40, 30’umu görsem kardayım.”

Aslında düşününce hepiniz böyle bir durumdasınız gençler. Böyle saçma sapan hayalleriniz var, belki sağda solda geyik olsun diye anlatıyorsunuz; belki de hiç konusu açılmıyor, anlatamıyorsunuz ama işte böyle hayallerle yaşanıyor. Yukarıda özetlediğim hayal aslında çok da olası bir hayal değil. Şu an beni bu hayale taşıyacak yola giriş olmak bir yana, öyle bir yolun varlığını bile görebilmiş değilim. Hayatı dayanılabilir, katlanılabilir, ertesi günü uyanılabilir kılmak için sarıldığım şey bu benim: 40 yaşıma gelmeden önce yukarıdaki gibi hayallerimden bir tanesini gerçekleştirebileceğime inanıyorum. Nasıl yapılacağını, nasıl olacağını bilmiyorum ama kendiliğinden de olsa olacak yani.

“Vay be, gün gelecek 16 yaşında olacağım!” dediğim günleri hatırlıyorum da, 16 yaşıma geldiğimde bi skim olmamıştı. 27 yaşıma geldim, bakıyorum da o sözü söylediğim güne göre bayaa bişeyler olmuş ama şimdi sorsan hala bi skim olduğu yok. Engel olunamaz bir şekilde aklımı kurcalayan dünya düzeni daha da kötüye gitmiş durumda; yaşadığım ülke doğduğum zamankinden çok daha geride (evet öyle, hangi açılardan geride olduğunu oturup günlerce tartışabilirim), tuttuğum takım bundan 11 yıl öncesinin başarısıyla övünüyor hala ve ben 27 yıldır aynı yerde yaşıyorum. O hayalini kurduğum dünyanın üç güzel köşesindeki 3 güzel ev belki de hiçkimseye nasip olmayacak ben 40 yaşıma gelene kadar; hatta büyük olasılıkla ben 40 yaşıma gelirsem günün birinde (hiç sanmıyorum) dünyanın 3 köşesinde 3 ev yerine, dünyanın herhangi bir yerinde 5 dakikalık bir huzur olacak en büyük hayalim.

Bugünün cumartesi günü olmasından mütevellit bir moral bozukluğu da olabilir bilinçaltımda, bilemiyorum; kısaca şunu farkettim bir kez daha; her yeni yaşa girildiğinde bir hayal daha imkansızlıklar nedeniyle “Hayal Bile Edilemeyecek Şeyler” dosyasına konulup arşive kaldırılıyor. Daha net bir şekilde de 40 yaş takıntımı açıklayayım, bitireceğim:

Sizin, benim, amcanızın, dayı oğlunuzun, tuttuğunuz takımın sol bekinin, Thalia’nın; herkesin hayalleri var. Şahsen benim hayallerim dünyanın her tarafında yaşamış, her yerini görmüş, huzuru bulmuş ve tanıdığı herkese huzur vermiş olmak gün geldiğinde. Bu kolay bir iş değil; enerji ve şevk gerektiren bir hedef. Soruyorum size a aq liselileri; 40’ından sonra kimde kalır bunları yapacak enerji? 40’ımdan sonra yapmak isteyip de yapamadıklarımı düşünüp bi kenarda somurtuk somurtuk domuz gibi oturacağıma; o gün geldiğimde buralarda olmasam daha iyi olmaz mı?