RSS

Kategori arşivi: kel

>Kıl Payı

>Kıl denen şey; bir milimetrenin belki onda biri kalınlığında, belki de daha ince. Saç da bir tür kıl, bak o daha kalın ama o dökülüyor diye üzüldüğümüz, kızların bellerine kadar uzatabildikleri saç var ya; işte bir kişide ortalama 100-150bin adet civarında. Yani bende 150bin tane saç vardıysa şu anda kalan 120bin falan. Ama işte meblağ ne kadar ufak olursa olsun, insanı sıkıntıya sokup “Lan ben kel oldum” dedirtebiliyor.

Kıl; hayatıma yön veren bir şey benim için aslında. Bak, blogumun başlığı bile “Pilonidal Sinus”; nam-ı diğer kıl dönmesi. Ne alakası var? Şu alakası var bebeyim; sen de hayatının son 12 yılında dönem dönem g.tünün üstüne oturamasaydın, senin de hayatına yön veren bir kavram olurdu kıl dönmesi. İşte, bir yerde yokluğu, başka bir yerde varlığı dert şu kılın. Tam gelmiş, kuyruk sokumunda dönüvermiş şerefsiz. Orada dönüp duracağına kafamdaki boş noktalardan birinde de varlığını sürdürebilirdi. Haysiyetsizliği, dönüklüğü, şerefsizliği tercih etmiş. Ameliyat olsan; 15 gün yüz üstü yat. Kim bakacak lan bana? 2. günde sktirediyorlar zaten hastaneden. Annem mi bakacak bu yaşta? Kendim mi bakayım? Ya, bu nedenle 13 yıldır dolap beygiri gibi dönmesine izin veriyorum o pis kılın g.tümde.

Kıl denen mevzu pis ve döneklik enerjisine sahip olduğundan dolayı üretilmiş belki de “kıl olmak” deyimi. G.tümdeki dönük kıla kıl oluyorum. Taa kaç sene evvel doktora kıçımı göstermek zorunda bıraktı beni. Erkek adam için ne kadar zor olduğunu bilebiliyor musun? Ulan ben kendim bakmıyorum kıçıma (zaten nasıl bakayım?), bir de elaleme gösterdik, iyi mi? Gün geldi, günlerce yataktan çıkarmadı, uyutmadı, dinlendirtmedi. Allah kimseyi bu dertle yalnız bırakmasın.

Kafayı taktığım konu, “kıl payı” deyimi oluşturulurken, bu deyime çok ince bir anlam yüklenmiş olması. Yani ince derken şöyle; “Kıl payı kaybettik abi!” dediği zaman basketbol oynayan çocuk, 2-3 sayıyla kaybetmiştir. Kıl payı kaçırılan otobüs, bir depar mesafesindedir. Kısaca, “taş çatlasa”nın tahmin değil tecrübe edilmiş halini tanımlar. Külliyen yanlış, baştan aşağı hatalı bir durum. Kıl payını bu kadar küçümsememek gerek.

G.tünüzde dönen bir kıl sizin hayata bakışınızı değiştirebiliyor. O kılın kalınlığı dediğim gibi bir mm’nin 10da 1i. Bir restorana gittiğinizde minicik bir kıl olsa yemeğinizde kıyameti koparmaz mısınız? Siz kıyamet koparmasanız bile o yemeğin yenisi gelir. Hatta çok hassas olmanıza bile gerek yok yemeğin yenisi gelse bile o mekanı terkedip başka bir yerde yemek için. Kılın payı o kadar küçükse, azsa, niçin ağda yapılıp kurtulunmaya çalışılıyor sürekli? Çekilen acıya değer mi? Çok mühim değilse, traş da olmayalım o zaman. Yani ben olmuyorum zaten de, işe gidenler her sabah o ızdırabı çekmesin aynanın karşısında.

Kıl payı, pek çok alanda kullanılabiliyor. Zaman, mesafe, miktar, vs vs. Çok da kafaya takılacak veya farkına varılacak bir şey değil ama ben dün kıl payının zaman için geçerli olan tanımını yaşadım gün boyunca. Bir şeyi sürekli kıl payı kaçırmanın ne demek olduğunu öğrendim. Kıl payı denen şey bilmem kaç mikron boyutundaysa, kıl payı kaçırmanın zaman yönündeki ölçüsü de 10 dakika ile 45 dakika arasında değişebiliyor. Hani kıl ince ya, ufak ya; öyle değil işte. O kıl payı insanı uyuz ediyor. Sonra gecenin körüne kadar uyuyamıyorsunuz işte, kıl payının yan anlamından yola çıkarak talihsizliğe kafayı takıp; sonra kıl kelimesinin sözlük anlamını kendi dertlerinizle özdeşleştirip bir bunalım yapıyorsunuz geçici. Sonra da saatler 3ü gösterdiğinde “Vay aq, kıl hakkında bu kadar şey düşünüyorum gecenin bir vaktinde! Ruh hastası mıyım lan ben?” diyorsunuz ki, daha da kıl oluyorsunuz duruma.

Kıl ne kadar ufak olursa olsun, mide bulandırıyor. Yaz bunu bir kenara Zekeriya. Güzel oldu.

Reklamlar